Hikaye
Bir ömre sığan iki dünyanın — porselenin ve şiirin — aynı sabırla nasıl buluştuğunun hikayesi.
Topraktan sıra
Kütahya'da toprak, ustasının elinde sabırla şekil alır; fırında ateşle sınanır, soğuyunca sırlanır, çini olur. Sema Güral Sürmeli bir ömrü bu zanaata adadı — Kütahya Porselen'in yönetim kurulu başkanı, bir seramik sanatçısı olarak. Beyaz bir yüzeyin üstüne kobalt mavisinin, turkuazın, altının nasıl yerleştiğini bilen ellerin sahibi.
Ama her sırlı yüzeyin altında bir de söz vardı.
Sonradan gelen ezgi
Sema iki yüze yakın şiir yazdı. Yıllar içinde biriken, kimi sevgiye, kimi kayba, kimi bu toprağa adanmış dizeler. Kırkından sonra piyanonun başına oturdu — çoğu insanın "artık geç" dediği yaşta yeni bir dil öğrendi. Ve şiirlerinin birçoğunu kendi besteledi. Sözcükler, sayfada durmaktan yorulduğunda ezgiye dönüştü.
İki dünya — porselen ve müzik — hep aynı sabrı, aynı inceliği paylaştı: yavaş işlenen, ateşten geçen, sonunda berraklaşan bir güzellik.
Bu radyo ne?
"Sema'nın Radyosu", o şiirlerden doğan şarkıların bir araya geldiği küçük bir yer. Bir doğum günü hediyesi olarak hazırlandı — sevdiklerinin onun sesini, sözünü ve dünyasını tek bir dinleme deneyiminde paylaşabilmesi için.
Albümün kendi içinde bir yolculuğu var. Yaşamak ile başlıyor — şükürle, coşkuyla, hayatı olduğu gibi kucaklayan bir nefes. Sonra ezgi yavaşlıyor: Mevsimin Suçu Yok, Zaman Dursun, Sendin, Ömür Bitti — ardında bıraktıklarımıza yazılmış, sessiz ve içten ağıtlar. Özlemin, vedanın, hatırlamanın şarkıları. Ve Neferleriz ile yön bir kez daha değişiyor; bu toprağa, ona emek verenlere adanmış gururlu bir selam.
Kimi şarkı sevgiyle, kimi yokluğun acısıyla, kimi bir bayrak gibi dalgalanarak… Hepsi aynı kalemden, aynı yürekten.
Birlikte dinlemek
Bir şarkı dinlerken sana ne hissettirdiğini bırakabilirsin — bir beğeni, bir söz, bir duygu. Sema da zaman zaman buraya uğrayıp sözlerine karşılık verecek. Çünkü bu radyo tek yönlü değil; bir sohbet, bir paylaşım, sevgiyle açık bırakılmış bir kapı.
Hoş geldin. Dinlemeye, hangisinden istersen başla.